Yani Neymiş?

Jan 21 '12

Estarabim

Efendim, malumunuz Erkin Koray’ın estarabim şarkısı pek bir meşhurdur. Fakat bu kelimenin ne anlama geldiğini çoğumuz bilmeyiz.

Vakti zamanında bir büyüğüm anlatmıştı. Pek tabii ki doğruluğu kanıtlanamasa da, bu tarz rivayetleri sonraları da çok duydum.

Erkin Koray, ilk günlerden beri bu kelimenin anlamını söylemeye yanaşmamıştır. En azından söylediğine hiç denk gelmedim. Fakat çok eski bir röportajından hatırladığım kadarıyla, üzeri kapalı da olsa az sonra bahsedeceğim hikayeye dokundurmuştur. O eski röportajı bulamasam da, şuradaki röportajının 2:01 ‘inde küçücük de olsa yine bir tüyo vermiştir Erkin Baba. Merak edenler bakabilir.

Efendim, hikaye şu. Erkin Baba ve arkadaşları (toplamda 3 kişi olarak farz edelim de anlatması kolay olsun) , çok eskiden cigara içerlerken, ortamda elden ele dönen sigarayı ortada oturan kişi soldakinden alır. Tabii ki hakkı olan fırtı çeker. Sonra sağdakine verir. O da çeker. Sağdakinden sonra sigara sırası soldakine geçeceğinden, sağdaki kişi içtikten sonra sigarayı soldakine uzatması için ortadakine verir. Ortadaki de sağdakine uzatmadan önce bir fırt daha alır ve sırayı bozar. Yani “sağdan soldan estarabim” yapmış olur. Erkin Baba o zaman ortadakine dönerek “estarabim yapma kardeşim” gibi bir şey der gelişigüzel ve şarkının hikayesi burada başlar.

Ateş olmayan yerde 
Duman tütmezmiş derler
Zaman zaman halini 
Bir görseler gülerler

Estarabim, estarabim
Sağdan, soldan estarabim

4 notes

Jan 10 '12

Koy Götüne Rahvan Gitsin

Ekşi Sözlük‘ten alıntıladığım kadarıyla, mevzu şu şekildeymiş.

“Atların koşumları sökülünce, otomatik olarak “tırıs” gitmeye başlarlarmış. Tırısın, bir gezinti stili olarak oldukça rahatsız olmasından kelli, kıçına vurulurmuş atın… Ve kıçına vurulan atın adımları bir bocalar, ardından da rahvana geçermiş. İki stil arasında hız farkı olmaması münasebeti ile, binici yine aynı yolu aynı zamanda alır fakat yolculuğu nispeten rahat yaparmış.

Götüne (şaplak) koyulan atın rahvan gitmesi yüzünden, “sonucunu değiştiremeyeceğin olaylarda, süreci daha rahat yaşamak” anlamında kullanılagelen deyim olmuş.”

Kaynak: Oğuz Çağlayan

Jan 10 '12

Alafortanfoni

Aslında Alafortanfoni, “alev örten huni”nin evrimleşmesiyle meydana gelmiş bir terimdir. Bu konuyla ilgili birçok askerlik hikayesi mevcuttur. Hepsi de aynı şeye dayanır. Komutan “bu ne” diye sorduğunda, asker heyecanlanıp “alev örten huni” diyeceği yerde “alafortanfoni” demiştir ve bu aparatın ismi öyle kalmıştır.

Şimdi “tüfek ne alaka, huni ne alaka?” diyenler olabilir. Aslında alev örten huni, top atışları yapılan çağlarda, topların çıkış yerine konurmuş ve çıkan alevi örterek, düşmanın topun nereden atıldığını anlamamasını sağlarmış. Daha sonra tüfeklerde de minik de olsa bu aparat kullanılır olmuş ve ismi değiştirilmemiş, alafortanfoni olarak kalmıştır.

Ayrıca benim de kısa bir süre de olsa içinde bulunduğum, güzide bir interaktif ajanstır Alafortanfoni.

Jan 10 '12

İki Dirhem Bir Çekirdek Deyimi

Öncelikle bu deyim, “giyim kuşamına özen göstermiş, son derece şık” kişiler için kullanılırmış. Çıkış noktasıyla ilgili herhangi bir kaynak bulamadım. Forumlarda okuduğum kadarıyla iki farklı bağlayış söz konusu.

Keçiboynuzu, Arapça’da “kırrat” demekmiş. Keçiboynuzu çekirdeği ise doğada ağırlığı hava şartlarına vs. göre değişmeyen ender çekirdeklerden olduğundan, o dönemde elmas gibi değerli şeyleri tartmak için kullanılırmış. (Elmasın neden karat ile birimlendirildiğini de böylece öğrenmiş oluyoruz laf arasında)

Eski ağırlık birimlerine göre, okkanın dört yüzde birine dirhem deniyor. 1 dirhemin gram karşılığı ise 3 gr kadar. Elmas gibi daha hassas şeyler ölçülürken dirhem fazla geldiğinden, ek olarak keçiboynuzu çekirdeği (karat/kırat) da kullanılıyor ve o dönem bu ölçü birimine de kısaca çekirdek deniyor.

Bu deyimin çıkış noktasına gelirsek. Dediğim gibi bu konuda iki farklı söylem mevcut. Ve fakat ikisi de hoş.

O dönemin en değerli parası olan Osmanlı altınının ağırlık olarak karşılığı 2 dirhem 1 çekirdek imiş ve güzel giyinen, şık insanlar Osmanlı altınına gönderme yapılarak “2 dirhem 1 çekirdek olmuşsun” diye övülürmüş.

Diğer çıkış noktası ise, o dönem 2 dirhemlik (8 çekirdek) bir şey satın alan biri, eğer itibarlıysa satıcı 1 çekirdek daha koyarmış (Bu da bizden olsun ağam gibisinden.) Bu yüzden 2 dirhem 1 çekirdek deyimi, itibarlı anlamında da kullanılırmış.

Jan 10 '12

“Abayı Yakmak” Deyimi

Eskiden dervişlerin giydikleri uzun, yakasız ve düğmesiz, yün, kuşakla önü kapatılan hırkaya aba denirmiş. Aşık olmak anlamında kullanılan “abayı yakmak” deyimi ise şuradan gelmekteymiş:

“Bir kış gecesinde yün abalarını giymiş dervişler, dershaneye şeyh efendiyi dinlemeye gelirler. Efendi hazretleri de coştukça anlatmış, o coştukça dervişler de kendilerinden geçmiş. O sırada ocağa sırtı dönük bir dervişin abasına ateş sıçramış ve abası yanmaya başlamış . Tabii derviş kendinden geçtiği için onun bu durumu hissettiği yok. Kitapta da bu husus: “ İçindeki ateş, dışındakinin sıcağını bastırmış durumda.” diye geçiyor. Şeyh efendinin dumanı fark etmesiyle mürid ikaz edilip yanmaktan kurtuluyor. Şeyh efendi de onu “gerçek Hak aşığı” diye tanıtıyor diğer dervişlere. “Abayı yakmak” deyiminin kısaca hikayesi Pala’nın anlatımına göre bu şekildedir.”

Metin Kaynağı: Lalelif

Orijinal Bilgi Kaynağı: İskender Pala - İki Dirhem Bir Çekirdek

Jan 10 '12

Sezar’ın Hakkı Sezar’a

Bu olay, İncil’de geçmekteymiş ve Hazreti İsa tarafından söylenmiş.

Halk neden Sezar’a vergi verdiklerini tartışıyorken, İsa’ya bu durumu şikayet etmişler. İsa da paranın üzerindeki Sezar işlemesini göstererek “Bu kim?” demiş ve “Öyleyse Sezar’ın hakkını Sezar’a, tanrının hakkını tanrıya verin” demiş.

Kaynak 1

Kaynak 2 (Teşekkürler immoraltales)

1 note

Jan 10 '12

Yani Neymiş?

Bu blogda, hep duyduğumuz, kavram olarak aşina olduğumuz sözlerin aslında nereden geldiklerini araştırıp paylaşacağım. Siz de benzer içerikler yollarsanız çok memnun olurum.